ASGARİ ÜCRET TESPİT KOMİSYONU İŞVEREN HEYETİ BAŞKANI METİN DEMİR’İN YAPTIĞI KONUŞMA

06.12.2016

Sayın Bakanım,

Sayın Komisyon Üyeleri,

Sayın Medya Mensupları,

Geçen yılki asgari ücret tespiti neticesinde, enflasyon oranı %7,7 iken ayda 100 liralık devlet desteğine rağmen asgari ücretin işverene maliyeti 2016 yılında 2015’e göre %26,2 oranında yükselmiştir.

Asgari ücretin aniden yüksek oranda artırılması işletmelerin içerisinde bulunduğu koşulları zorlaştırarak, özellikle istihdamı ve ihracatı olumsuz yönde etkilemiştir.

Ülkemiz ekonomisi yakın geçmişte 15 Temmuz darbe girişimi ve Rusya krizi gibi şoklarla karşılaşmış olup, günümüzde küresel piyasalardaki dengesizliklerin ve Türkiye’nin yakın coğrafyasındaki siyasi konjonktür sorunlarının ve gerginliklerin etkisi altındadır.

2017 yılında büyüme, istihdam ve ihracat artışları gerek 2023 hedeflerinin, gerek şirketlerin beklentilerinin, kuvvetle muhtemeldir ki, altında kalacaktır.

İşletmelerde ciro kaybı yaşanmaktadır. Özel sektör yatırımları durgunluk içindedir. Kur artışı işletmelerin borçlarını artırırken, bilançolarda önemli  kur  zararlarına  yol açmıştır.  Petrol  fiyatlarındaki  artış  eğilimi maliyetleri yükseltmektedir. İşgücü maliyetleri hızla artarken, verimlilik maalesef artmamaktadır. Sosyal  sigorta  primine  esas  kazanç  tavanının asgari ücretin 6,5 katından 7,5 katına çıkarılması da işletmelerin maliyet yükünü ağırlaştıran bir başka faktör olmuştur. Sanayi üretiminde çarklar yavaşlamıştır.

Bu ortamda işyerlerinin 2017 yılında asgari ücreti artırmaya gücü yetmeyecektir. Unutmayalım ki, asgari ücret arttığında, onun üzerindeki tüm ücretler de artmaktadır. Üstelik, asgari ücret ekonomide pek çok parametreyi belirlemektedir.

İşletmelerin içerisinde bulunduğu koşulların zorluğu ortada iken, her şey yolunda ve normalmiş gibi asgari ücrette artış öngörüldüğü takdirde ekonomide dengesizlikler büyüyecektir.

Biz, geçen yılki asgari ücret artışını iki yıllık kabul ediyoruz. Geçen yıl ayda 100TL olarak uygulanan devlet desteğinin ise artırılarak ve kapsamı genişletilerek devam ettirilmesini talep etmekteyiz.

Öte yandan, genç işsizliği %19,9’a varmıştır. Türkiye gibi yasal asgari ücretin geçerli olduğu tüm ülkelerde asgari ücret gençlere azaltılmış şekilde uygulanmaktadır. Ülkemizde de 21 yaşını doldurmamış gençler için asgari ücret daha düşük düzeyde tespit edilerek uygulanmalıdır.

Asgari ücret uygulamasında; toplu iş sözleşmeleri gereğince çalışanlara yapılan ve kök ücreti ikiye katlayan ikramiye, prim, sosyal yardımlar gibi yan ödemeler ücret sayılmamaktadır. Oysa 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 61’inci maddesine göre çalışanlara yapılan nakdi ve ayni tüm ödemeler ücret kabul edilmekte, ayrıca sosyal güvenlik mevzuatı gereğince sigorta primine tabi tutulmaktadır.

Yan ödemelerin vergi ve prim tahsil edilirken ücret sayılması, asgari ücrette ise ücret kabul edilmemesi çifte standarttır.

Toplu iş sözleşmesi uygulayan işyerlerini haksız rekabete uğratan bu durumun önlenmesi için Komisyon tespitte toplu iş sözleşmesi uygulayan ve uygulamayan işyerleri için farklılaştırma yapmalıdır.

Asgari ücretin tespitinde yatırımların, istihdamın, ihracatın ve üretimin artırılması, işsizlik artışının önlenmesi, enflasyonla mücadele, kayıt dışı ekonominin daraltılması, ekonominin rekabet gücünün geliştirilmesi gibi temelde, sosyal refahın gerçek kaynaklarını oluşturan amaçların ve genel olarak ekonomik faktörlerin dikkate alınmasını temenni etmekteyiz.

Komisyonumuzun vereceği kararların Ülkemize hayırlı olmasını dilerim.